DEPRESYON (diğer yazılar...)
YAS VE DEPRESYON
Depresyonun yas ile derinden bir ilişkisi vardır. Sigmund Freud, normal yas sürecini depresyonla karşılaştırmıştır. Yas, sevilen kişinin ya da nesnenin kaybına ya da kaybedilme tehlikesine karşı tepkisi olarak tanımlanabilir.
YAŞAMIN İÇİNDEKİ YAS
Yas; kişi için önemli olan, sevilen, değer verilen birinin kaybına verilen tepkidir ve tüm geçmiş kayıpları da canlandırır.
YAS TUTMAYI ZORLAŞTIRAN ETKENLER
Bazı durumlarda kişinin yas tutma yetisi bozulur. Birincisi kişinin ruhsal yapısıdır. İkincisi kaybedilen kişi ile o yaşarken kurulmuş olan ilişkinin doğasıdır. Üçüncüsü kaybın yaşandığı biçimdir...
YOK OLANIN DEĞERİ
"Sahip olduğum tek şey sahip olmadığımdır."
"Nerede değilsem orada mutlu olacakmışım gibi geliyor."
MUTSUZLUK VE HUZURSUZLUK
İnsan psikolojisinde ve iç dünyasın duyguların önemli bir yeri vardır. Duygular, ilk ve en ilkel kendimizi ifade etme biçimidir. Doğarken ağlarız ve ilişkilerimizde ve dünyamızdaki ikinci duygu da memnunluk ve gülümsemedir.
KADINLAR DEPRESYONU ERKEKLERDEN FARKLI YAŞIYOR!
Cinsiyet farklılığının depresyondaki etkisi ve bunların bilinmesi hastalığın fark edilmesi açısından önemlidir. Depresyonda cinsiyetler arasındaki en büyük fark kadınların erkeklere oranla iki kat daha fazla depresyon geliştirme riski olduğudur.
ÖLÜM VE KAYBIN HİSSETTİRDİKLERİ
Bir yakınımızı kaybettiğimizde bir düşünce olarak bunun inkar edilmesi genellikle çok uzun sürmez. Böyle bir durum dışarıdan hemen fark edilir ve çevre tarafından müdahale edilir, gerekirse tıbbi destek aranır. Ama duygusal açıdan kaybın kabul edilmemesi daha kolaydır ve bununlar daha sık karşılaşılır. Yitimin kabul edilmesiyle birlikte karşılaşılabilecek çaresizlik, korku, yalnızlık, tükenmişlik, isteksizlik, zevk alamama, sıkıntı, kaygı, öfke, üzüntü gibi duygulara katlanamayacağını bilinçdışı olarak algılayan kişi bunlara karşı kendisini savunmaya çalışır.
OLUMSUZLUKTAN ÇIKAMAMAK
Olumsuzluk insan yaşamının kaçınılmaz ögelerinden birisidir. Her insan doğumundan itibaren farklı olumsuzluklar ile karşılaşır. Bunların üstesinden gelme yolları geliştirirken özgün bir karakter kazanır.
ÇOCUKLUKLARINDA BABASI ÖLEN ERİŞKİNLER
Aile bütünlüğünün bozulması çocuk için anlaşılması zor bir süreci başlatır. Aile yapısı değişince ortaya çıkan ilişkiler çocuğa yeniden şekil verir. Bu süreçlerin en etkileyici olanlarından birisi ebeveyn kaybıdır. Bu yazıda özellikle babanın ölümünden sonra çocukta ortaya çıkan değişimlerin yetişkinliğe nasıl yansıdığını bulacaksınız.
AYRILIK AĞIR GELİRSE
Ayrılıklar insanın yaşamını, ilişkilerini belirlediği kadar karakterini de belirler. İnsanın yaşamı geçmiş ayrılıklarının izleri üzerine kurulur. Bu izlerin nasıl bir tabloya dönüşeceği yasların tutuluş biçimiyle ilişkilidir.
YAS TUTMAK
Kaybın yıldönümü yaşanırken alevlenen duygular da yatıştıktan sonra kişi normal yaşamını sürdürmeye devam edebiliyorsa ve kaybını konuşmak bir tabu olmaktan çıkmışsa olağan bir yas süreci yaşanmış demektir.
ACI VE ÜZÜNTÜYLE YAŞAMANIN KEYFİ
Çevremizde, acılarını anlatmaktan keyif alanlara kolaylıkla rastlarız. Mağdur olmanın prim yaptığını sık sık görüyoruz. Ne yazık ki ülkemizdeki haberler genellikle mağduriyetlere ve olumsuzluklara odaklanmakta.